La Puente: Kadın İşbirliğinden Doğan Bir Fotoğraf Projesi

Fotoğrafçı Charlotte Schmitz’in Ekvador’daki La Puente genelevi çalışanlarıyla işbirliği ve yaratım sürecine dair

Kredi: Charlotte Schmitz

Köln doğumlu fotoğrafçı Charlotte Schmitz, lise yıllarında değişim öğrencisi olarak yaşadığı Ekvador’un Machala kentine, 2016 yılında geri döndü. 170 kadının çalıştığı, Güney Ekvador’un en büyük genelevlerinden biri olan La Puente, fotoğrafçının aklında, özellikle Ekvador’daki gibi “apaçık” ataerkil toplumlarda ayan beyan görülen, cinsiyete dayalı çifte standartları temsil eden bir mekân olarak yer edinmişti.

Schmitz, genelevle aynı ismi taşıyan, La Puente adlı fotoğraf kitabında hatırladıklarını şöyle aktarıyor: “Evlilikten önce katiyen cinsel ilişkiye giremezdik, özellikle bizim gibi kız değişim öğrencileri için böyle bir şey söz konusu olamazdı. (…) Erkek öğrencilerse, aksine bu konuda tamamen özgürdü. Erkeklerin, kadınlara göre daha çok şeye izni vardı. La Puente gibi, gidebilecekleri bir yer vardı. Bazıları babalarıyla, diğerleriyse arkadaşlarıyla geliyordu.”

Yetişkin hayatı boyunca, kadın olmanın ikiyüzlü bir dünyada yaşamaya eşdeğer olduğunun fazlasıyla farkında olan Schmitz, La Puente’ye, tüm dünyada en çok dışlanan ve yanlış tasvir edilen kadın grubu olan, seks işçilerini fotoğraflayıp onlarla röportaj yapmak için geldi.

Schmitz’in projesi ilerledikçe güç verici olduğu kadar duygusal bir hâl almaya başladı: Genelevdeki kadınlar, sanatçının ricasıyla, çektiği Polaroid portreleri oje kullanarak boyamaya başladılar. En başta kadınların istedikleri zaman kimliklerini gizlemelerini garanti edecek bir taktik olarak geliştirilen bu oje katmanının fotoğrafları, az bulunur bir öz-anlatı seviyesine yükselttiği kesin. Bu “araya girme” ile, Polaroidler Machala’dan gelen değerli kartpostallara dönüşüyor.

Üç kadının iş birliği ile hayata geçirilen bu proje, Foto Evidence Press’in 2019 W Ödülüne layık görüldü (Ödül, her sene kendilerini kadın olarak tanımlayan fotoğrafçıların şahsi deneyimlerine odaklanan bir projeye verilecek). Aşağıda sanatçıyla La Puente’de geçirdiği zaman ve evvelden erkekler tarafından yazılan anlatıların değişimi hakkında sohbet ediyoruz.

Kredi: Charlotte Schmitz / FotoEvidence Press

La Puente’de çektiğiniz portreler “mahrem” oldukları kadar güçlüler, kimliğe dair çok şey söylüyorlar. Nasıl oldu da dışarıdan gelen bir yabancıdan, bir arkadaş-hikâye anlatıcıya evrildiniz?

Gençliğimden beri bana yeni yer ve insanları keşfettiren şey merakım oldu. Dürüst ve meraklı olduğunuzda, insanlar her zaman sizi kendi hayatlarına dahil ediyor. Ben fotoğrafçı, gazeteci, insan, kadın ya da kendim olmak arasında herhangi bir ayrım yapmıyorum. Genelde fotoğrafladığım insanlarla arkadaş olurum ve onlarla iletişimimi sürdürürüm. Benim için başlangıç noktası La Puente’deyken edindiğim en yakın arkadaşlarımdan biri olan Magaly oldu.

Bu projede Polaroid ile çalışmaya nasıl karar verdiniz?


Bunun birkaç nedeni var. Öncelikle bunun kendi kişiliğime gerçekten uygun olduğunu düşünüyorum. Ben genellikle anı yaşayan biriyim, fotoğrafladığım insanlarla konuşmayı tercih ederim ve Polaroid size bir veya birkaç fotoğraf çekme imkânını sunuyor. Dijital fotoğrafçılıkta ise önünüzde sayısız olasılık var, çekeceğiniz tüm kareleri önceden tasarlamanız gerekiyor. Polaroidle her şeyden önce nasıl fotoğraflayacağım üzerinde daha fazla düşünüyorum ve geri kalan vaktimde art arda fotoğraf çekeceğime orada sadece Charlotte olarak var oluyorum.

Aynı zamanda Polaroid, özellikle La Puente gibi fotoğraf çekimi yapmanın biraz zor ya da yasak olduğu yer ve durumlarda, belli bir güven yaratıyor. Fotoğraftan sadece tek bir orijinal kopya var ve ancak kadınlar kendi resimlerini beğenirlerse ve kullanmamı onaylıyorlarsa onu bana geri vermelerini rica ediyorum. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Son olarak, Polaroid’le çalışmanın performansa göz kırpan bir tarafı da var. Ben fotoğrafınızı çekiyorum; bu fotoğraf çıktığında beyaz ve ben sonucun nasıl olacağını henüz bilmiyorum bile. Onu ellerimizde tutuyoruz ve beraber bir bekleyiş sürecine giriyoruz, bu da olaya belli bir samimiyet getiriyor. Ve tabii ki bu aynı zamanda sonuca müdahale etmeyi de mümkün kılıyor. Fotoğrafın üstüne yazabilirsiniz, ojeyle boyayabilirsiniz, isterseniz makasla kesebilirsiniz. Dijital fotoğrafçılıkta sahip olmadığınız doğrudan bir etkileşim imkânı var.

Kredi: Charlotte Schmitz

Oje nasıl bu projenin bir parçası haline geldi?

Aslına bakarsanız bu La Puente’nin içinde gelişen bir şeydi. Fotoğrafları çekmeye başladığımda kimlikleri gizli tutmanın inanılmaz önemli bir mevzu olduğunu hemen fark ettim. Kısa sürede kimlikleri saklamak için bir materyal kullanma fikri gelişti. Kadınlar zaten hali hazırda oje kullanıyorlardı, dolayısıyla bu materyal oje oluverdi. İlk zamanlar kadınlardan birine ait olan kırmızı renkte bir ojeyi kullanıyorduk. Ardından iki kadından biraz daha oje satın almalarını rica ettim ve sonra Almanya’dan dönerken biraz daha getirdim.

Kredi: Charlotte Schmitz / FotoEvidence Press

Kitabı bu kadar insanın ruhuna dokunur kılan başka bir unsur da yatak çarşaflarının yakın plan çekimleri. Bunları dahil etme fikri projenin hangi aşamasında gelişti?

Çok erken bir aşamada diye hatırlıyorum. La Puente’deki odalar haftalık olarak kiralanıyor, dolayısıyla hiç kişisel mekanlar değiller. Odadaki tek şahsi eşyalar birbirinden farklı ve rengarenk yatak çarşaflarıymış gibi geldi. Başlangıçta onları da Polaroid kameram ile fotoğraflamaya başladım, ancak teknik nedenlerden ötürü bu pek işe yaramadı. Başarısız fotoğrafları kadınlardan birine gösterdiğimde yatak çarşafını çıkarıp, çarşafı sergileyebilmem için bana verdi. Bu olaydan sonra bir çeşit çarşaf alışverişine girdik. Yeni çarşaflar alıp eskileriyle değiş tokuş etmeye başladım. Sonunda 20 kadar kadın bana eski çarşaflarını vermiş oldu. Çarşaflar multimedia işimin önemli bir kısmını oluşturuyor. Fotoğraflarda hepsi aynı boy gözükse de aslında her biri farklı. Ne kadar etkileyici olduklarını yerleştirme formatında gördüğünüzde anlıyorsunuz.

Kadın bedeni her zaman politiktir. Bu fotoğraf serisinin kadınların Ekvador’daki güncel siyasi gerçeklikleri veya Latin Amerika’da kadın bedeni hakkında ne söylediğini düşünüyorsunuz?


Kadınlara kendilerini halihazırda algılandıkları gibi değil de görülmek istedikleri gibi gösterme imkânını vermek özellikle içinde bulunduğumuz dönemde önemli bir şey. Fotoğrafçıların çoğunluğunu erkekler oluşturuyor, bu seks işçilerini çeken fotoğrafçılar için de geçerli. Ek olarak, Latin Amerika’da ciddi bir cinsiyet eşitsizliği olduğu kadar büyük bir kadın hareketi de var (Editörün notu: Röportaj yapıldığında, Las Tesis’in Un Violador En Tu Camino marşının Şili’nin Valparaiso kentinde ilk defa söylendiği gösterinin üzerinden bir hafta geçmişti). Seks işçilerini ve genel olarak kadınları nasıl resmettiğimizi daha çok düşünmeliyiz.

Kredi: Charlotte Schmitz / FotoEvidence Press

Kitap çıktığından beri pek çok kişinin tırnağını boyadığınızı görüyorum.

Bu artık nerdeyse siyasi bir eyleme dönüşmüş vaziyette. Yüz kadar fotoğrafçıyla beraber Guatemala’da bir atölye çalışmasındayken, çoğu erkek de dahil olmak üzere kalabalığın %80’inin tırnaklarını boyadım. Bazı erkeklerin 10 parmağını da pembeye boyadım ve çok güzel görünüyorlardı, hatta iki polis memurunun tırnaklarını bile boyadım. Adeta küçük çapta hayatlarını değiştiren bir olaydı.

Bu küçük de olsa değişime açılan bir kapı gibi geliyor. Bu özellikle Türkiye, Guatemala veya Meksika gibi ülkelerdeki erkeklerin o çok korktuğu, kırılganlıkla özdeşleştirilen kadınlık halini temsil ediyor sanki.


Aslına bakarsanız oje sürdüğüm erkekler de bana tam olarak bunu söyledi. Oje, sanki içlerindeki daha savunmasız bir taraflarını dışa vurmalarına araç oldu. Çok duygusallaştılar. Ve çok ilginçtir ki, tüm o tırnakları boyadıktan sonra, kapanış gecesinde etrafım bir anda dudakları rujlu adamlarla doldu. Bunun nasıl olduğunu bilmiyorum, ancak oje olmasaydı bu da olmazdı.

Kredi: Charlotte Schmitz / FotoEvidence Press

Daha fazla

Galeri: “ADA” Açılış Gecesi cover image

Galeri: “ADA” Açılış Gecesi

OMM’dan Karina Smigla-Bobinski ve etkileşimli kinetik heykeli ADA’ya heyecanlı bir merhaba.

Soru-Cevap: ADA’nın Yaratıcısı Karina Smigla-Bobinski cover image

Soru-Cevap: ADA’nın Yaratıcısı Karina Smigla-Bobinski

Karina Smigla-Bobinski ile matematiksel hesaplar, bilimle sanat arasındaki köprü ve nano-müzik üzerine.

Galeri: "Üçüncü Yer" Açılış Gecesi cover image

Galeri: "Üçüncü Yer" Açılış Gecesi

Misafir Sanatçı Sergisi #1'in açılış gecesinden kareler.

Bu sitede, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Çerez politikası.

Geçici olarak kapalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın Yeni Koronavirüs (COVID-19) ile ilgili yaptığı açıklamalar doğrultusunda OMM - Odunpazarı Modern Müze 1 Mayıs 2020 tarihine kadar ziyarete kapalı olacaktır.